Şahsına münhasır diziler

31 Ağustos 2015
İLYAS HAYRİ

Şahsına münhasır diziler

Dizinin yazı kışı olmamalı

Haziran - Temmuz döneminde sakinliğe geçen reyting savaşları Eylül ayında tekrar kızışmaya başlayacak. Yaz sezonuna çok fazla ağırlık vermeyen büyük kanallar daha çok yarışmalarla geçiştirmeye çalıştıkları tatil döneminde eğlencelik, çerezlik dizilere de şans tanımayı ihmal etmiyorlar. Ve bu dizilerden bazıları o 3 aylık dönemde öyle ilginç izlenme oranlarına imza atıyorlar ki kanal yöneticileri 'biz bu projeyi ziyan etmeyelim, hazır başlamış sezonda da devam ettirelim' diyorlar. 

İşte benim bu mantığa biraz itirazım var. Bakın Avrupa'da yayınlanan dizilere. İzlenme oranları istenilen seviyeye gelince kanal da yapımcı da herkes ardında duruyor projenin. Ve hiçbir zaman 'bu dizi yazın tuttu, 4 mevsim devam edelim bu diziye' demiyorlar. Örneğin Game of Thrones, örneğin Falling Sky, Walking Dead.... bu örnekler yüzlerce çoğaltılabilir. Ve her dizinin yayına girme dönemi ve yayınlanan bölüm sayısı, dakikası birbirinden farklı. Game of Thrones, koca bir yılda sadece 10 bölüm yayınlanıyor ve sadece ilkbahar döneminde yayına başlıyor. Ve dünyanın belki de en çok izlenen dizisi. Walking Dead mesela, ilk sezonu sadece 6 bölümdü, ikinci sezon 13 bölüm, diğer sezonlar ise 16 bölüm, ve bu dizide dünyada izlenme rekorları kırıyor ve yaz aylarında ekrana geliyor. Biz de ise tutan bir dizi yaklaşık 120 dakika gösterim süresi, bir sezonda en az 24 bölümle ekrana geliyor. 

Bir oturuşta keyifle 40 dakikada izlediğim yabancı dizilerin yanında 2-2.5 saat süren sinema tadında yerli diziler. Bence bu reklam pastasından büyük dilimler yeme uğruna hem izleyiciyi, hem oyuncuları ve teknik ekibi fazlasıyla yoruyorlar. Her dizinin kendisine ait bir tarzı, bir karizması olmalı artık. Sırf bu uzun süreler ve reytingin acımasızlığı yüzünden nice güzel projeler yok olup gidiyor. Hadi diziler çok maliyetli diyeceğim ama sen istiyorsun sinema filmi gibi olmasını. Aylarca süren bir filmi sana bir haftada yetiştirmeye çalışıyor insanlar. Ayrıca Avrupa'daki dizilerin maliyetlerinin yanından geçmez bizim dizilerin maliyetleri. Trilyonlar havada uçuşuyor 40 dakikalık dizilerde. 

Fena mı olurdu mesela izlenme rekorları kıran Muhteşem Yüzyıl'ın 40-50 dakikalık bölümlerle ekrana gelmesi ve senede en fazla 16-20 bölüm yayınlanması. Böylece 3 sezon yerine 6-7 sezon sürdürürsün projeyi hem zamandan, hem paradan, hem emekten hem de sürümden kazanırsın.

Ben şaşırıyorum inanın bu kadar yıl nasıl sektör patlamadan devam ediyor diye. Kanallar, reklam verenler, yapımcılar bir araya gelip bu işe dur demezse, her dizi şahsına münhasır bir hal almazsa bir patlak verebilir çok yakında. 

ilyashayri@gmail.com