Tam bir meyhane nostaljisi: Mana

03 Ocak 2015
Reha Arar

Tam bir meyhane nostaljisi: Mana

2000’li yılların başında Kuzey Kıbrıs’ta turizm çeşitliliğine rastlanamıyordu. Deniz, kum, güneş ve şans oyunları için yeşil ada cazipti. Merit’in önderliğinde idealist Türkiye’deki bazı acenteler kongrelerini Girne’de yapma konusunda çaba harcamaya başlamışlardı. Bunlardan bir tanesi de Prokon Acentesi ve de sahibi değerli dost, büyük koleksiyoner Erdoğan Girav’dı.

Erdoğan Bey’in harita, eski daktilo ve İstanbul kitapları koleksiyonlarının yanında yiyecek ve içecek konusundaki derin vukufuyeti beni çok etkilemişti. Yaptığı kongrelerin öncesinde ve sonrasında hep rakı sohbetlerini, mezeleri konuşur, meyhanelerden bahsederdik. Yıllar sonra kızım Aylin Arar’ın mücevher yaptığı bir müşterisinin tavsiyesiyle Mana’yı keşfettik. İçeri girdiğimde duvarları süsleyen objeler adeta tanıdığım, bildiğim parçalardı. Sahiplerinin kim olduğunu sorduğumda aldığım cevap yanılmadığımı gösterdi. Mekân, Girav Ailesi’nin bir işletmesiydi. Her şey o babanın titizliği ve disiplini üzerine kurulmuştu. En hoşuma giden iki unsur masaya getirilen ve sırasıyla isimleri söylenen alışmış olduğumuz klasik kadeh, onun biraz kısa boylusu olan kesme kadeh ve kesme kadehin bir incesi Ata kadehiydi. Diğer enteresan sunum ise masaya oturduğunuzda rakıyla beraber ilk olarak büyük Ata’mızın rakısını içerken vazgeçemediği beyaz leblebi ve ılık halde masaya sunulan rakılı peynir ezmesiydi. Mana Galata’da tarihi bir bina olan ve 1800’lü yıllarda inşa edilmiş, son yıllarda ise ödüllü Yüksek Mimar Dr. Sinan Genim’in restorasyon projesi ile hayat bulmuş bir yapıydı. Merak ettim, acaba neden Fransız Geçidi yapılmış ve adı bu şekilde anılıyor diye. Sonuç, gemiyle Galata’ya mallarını getiren Fransız gemicilerin Türk tüccarlarla buluşmak için ve mallarını teşhir etmek için yapılan geçitti. Başlangıçlara gelince; İstanbul’daki ekalliyet kültürünün izlerini taşıyan Zazaki (Süzme yoğurt, salatalık), Pastırma Turşusu, Kaşkarikas (yeşil kabak, kuş üzümü fıstık), Tahinli Fasulye Paça (Kuru fasulye, tahin, yoğurt) ve Mutabbel (Közlenmiş patlıcan, süzme yoğurt, tereyağında kavrulmuş file fıstık) ile Ballı Patlıcan masayı süslüyor. Sıcaklara gelince… İstanbul Meyhanelerinin menülerinde görmeye alışmadığımız bazı tatlar karşımızda; Pırasa Köfte, Sumaklı Bıldırcın gibi. Bunlara ilaveten Fıstıklı Balık Köfte, son günlerin moda tatlarından Kağıtta Kokoreç mutlaka tadılmalı. Restoranın imza yemeği ise bence Beğendili Lokum. Hani lokum gibi et derler ya bana yatağıyla onu andırdı. Mana’da sıcak ana yemek yok. Sıcak mezeler genelde ortaya getiriliyor ve paylaştırılıyor. Tatlılar bölümüne gelince, Rakılı Kavunlu Dondurma hem sorbe anlamında, hem de dessert olarak anılabilir. Onun dışında Tahinli Çıtır Kabak Tatlısı, Yassı Kadayıf da hoş tatlardan.

2013 yılı Eylül ayından beri eski İstanbul Meyhanelerinin sıcaklığını ve nostaljisini yaşatan Mana Restaurant’ın mutfağı Sinan Çetinkaya’ya emanet. Tavsiyem bir an evvel gidip ziyaret etmeniz yolunda. Tabii ki birinci tercihiniz eğer rakı ise zira şarap menüsü aynı oranda zengin değil.

Kemankeş Mahallesi, Rıhtım Caddesi,
Fransız Geçidi, No:53/8
Beyoğlu/İstanbul
0212 293 09 93