Ustalara Saygı(sızlık)

03 Nisan 2014
İLYAS HAYRİ

Ustalara Saygı(sızlık)

Bir dönem modaydı televizyonlarda ustalara saygı. 

Sanatın ustalarına dair birbirinden güzel programlar yapılırdı. Sanatın her alanında tarih yazmış, adını tarihimize yazdırmış isimler konuk edilirdi programlara. Büyük bir hevesle, 

heyecanla ve merakla izlerdim o programları. 

O derin anlam içeren 'Üstad' sıfatını nasıl aldıkları, yaşadıkları zorluklar anlatılırdı; genelde hoş şiirler ve slow bir şarkı eşliğinde. Kah hüzünlenirdim izlerken, kah kahkaha atardım 

gördüklerim karşısında. Ama en çok da hüzün kaplardı ruhumu. 

Yaşadıkları oturup yazılsa her birinden onlarca kitap çıkacak anı ve tecrübeyle doluydu hikayeleri. Binbir zorlukla inşaa etmişlerdi o binayı, her taşını alın teri dökerek teker teker 

sırtlarında taşıyıp kurmuşlardı. Adamın dibi derler ya emeğin dibi vardı sanat savaşlarında. 

TUNCEL KURTİZ'İ 'RAMİZ DAYI' OLARAK TANIDIK
Yılların sanatçısı Tuncel Kurtiz'i 50 yıl sonra tanıdık maalesef 'Ramiz Dayı' olarak. İyi bir projede şans bulan Tuncel Baba rolünün hakkını vermiş ve tüm Türkiye Ramiz Dayı'nın şiirlerini dinler olmuştu. Oysa Tuncel Kurtiz 50 yıldır okuyordu o şiirleri tüm ruhuyla. Kurtiz aramızdan ayrıldığında 77 yıla sığdırdığı sadece Kaz Dağları’nda ve İstanbul'da bir evdi Ramiz Baba'nın.

NEJAT UYGUR OYNADIĞI ROLLERİN ADAMIYDI
Nejat Uygur da ustaların ustasıydı. Bizim nesil belki ekranlarda bir dönem furya gibi dönen tiyatro oyunlarından az çok bilirdi kendisini. Bizden sonraları belki duymadılar bile adını. Tiyatro sahnelerini doldurduğu oyunlarında genelde vatandaşı baz alırdı. Fakiri, yoksulu oynar, bir nevi yaşadıkları zorlukların altını çizerdi. Yuttuğu sahne tozlarıyla aramızdan ayrıldığında ardında sadece bir kaç gün tutulan yas ve bize miras bıraktığı çocukları Süheyl ve Behzat kaldı. 

Yıllarını Yeşilçam'a harcamış nice üstadlar evsiz, barksız, parasız, pulsuz göçüp gitti bu dünyadan. Çoğunu göçüp gittiğinde çıkardık gizli çekmecelerden. 'Yeşilçam'ın usta ismi' başlıklarıyla uğurladık hepsini, bir kaç gün yasını tutup sonra tekrar kaldırdık o tozlu çekmecelere. Onların verdikleri onca emek ve çektikleri onca çile niyeydi peki? Tek dertleri hatırlanmak, tozlu raflara atılmamak ve gelecek nesile sanat dolu günler bırakmaktı. Az bir çoğunluğu ulaştı belki emellerine ama bir çoğu da kayboldu tarihin acımasız sayfalarında. 

USTALARA O DEĞERİ BİÇENLER DİĞERLERİNİ BEDAVA ÇALIŞTIRMALI
Yine Yeşilçam'ın 'Usta' isimlerinden birisi olan Zihni Göktay'a dönemin en çok izlenen yapımlarından rol teklifi gelmiş. Ve bölüm başına da 2000 TL lütfetmişler yılların üstadına. Yeşilçam'ı Yeşilçam yapan insanlara harcadıkları o kadar emeğin karşılığında daha fazlasını vermek zor gelmiş. Ben o dizide oyunculuğun 'o'sunu bilmeyen, kamerayı ilk kez o dizide görmüş ne oyuncular biliyorum bölüm başı '20-30-40'bin TL ücretler alan. 

Sektör nasıl bu kadar dengesiz, acımasız bir hale geldi bilmiyorum ama bir an önce bu uçurumların kapatılması gerektiğini düşünüyorum. Sırf eli yüzü düzgün diye, fiziği kusursuz 

diye milyonların saçılması ve onlarcasını cebinden çıkaracak isimlere de 'bütçemiz yok, çünkü paranın hepsini diğerlerine yatırdık' denmesi çok acımasız bence. 

Hollywood'da ustalar nasıl 'şarap' muamelesi görüyorsa bizde de öyle olmalı.

Artık 'Ustalara Saygı(sızlık)' edilmesin...
ilyashayri@gmail.com