Hayatıma dokunan kadın gazeteciler

07 Mart 2014
BERNA TUNA FENEMEN

Hayatıma dokunan kadın gazeteciler

Önce Duygu Asena… Ergenlik yıllarımda onun çıkardığı “Onyedi” dergisini takip ederdim. “Kadının Adı Yok” dediğinde ise yıl 1987 idi. Ben henüz üniversite öğrencisiydim. Birçok arkadaşım gibi bu kitaptan çok etkilenmiştim. İleriki yıllarda hiç birlikte çalışmadık ama Türkiye’deki ilk feminist ve eşitlikçi söylemlerin kıvılcımını ateşleyen bu ezber bozan kadın, gazeteci olarak hayatıma dokunan da ilk kadındır.

Sonra Hürriyet Gazetesi Yazı İşleri’nin amazon savaşçısı Jülide Ergüder. Evlenirken bana bir kahve değirmeni hediye etmişti: “Bunu başucuna koy. Evlilik hayatını öğüttükçe, beni hatırlarsın” demişti… Hem hayata hem de mesleğe ilişkin yaptığı nokta atışı saptamalar hâlâ aklımda. Aynı dönem Kelebek eki denince ilk akla gelen kadın gazetecilerden Leyla İsmier de naif tarzı ile etkilemiştir beni. 

Sonra Azize Bergin… Yabancı Hello’dan çeviriler yaparak, İngiliz Kraliyet Ailesi’ni, Monaco’nun haşarı prenseslerini sıcak üslubu ile merak ettirip, sevdiren isimdir o. Birlikte uzun yıllar çalıştık.

Panorama Dergisi’nde kısa bir süre de olsa birlikte çalışma fırsatı bulduğum Tülay Bilginer’in ise kalemine hayrandım. Yaptığı röportajları okurken aldığım keyif hep başka olmuştur. 

Ve… Rahmetli Edibe Dolu. Türkiye’de cemiyet gazeteciliği dendiğinde ilk akla gelen isim. Zarif, şık, akıllı ve vizyoner kadın. Bana hediye ettiği, Londra La Fayette’den aldığı klasik İngiliz ekoseli bere ve kaşkolunu hâlâ saklıyorum. Onunla çalışma şansı bulduğum için hep çok sevinmişimdir. 

Genç nesil için bu isimler çok bir şey ifade etmeyebilir. Ama bilinmelidir ki hepsi kendi alanlarının en başarılı olanları arasındadır. Gerçek gazetecilik yapmış, birçok yönden savaş vermişlerdir. Hepsi nev-i şahsına münhasırdır. Tabii ki gerçek gazeteci kadınlar bu kadarla sınırlı değil. Bugünün kadın gazetecileri, onlar gibi gerçek kadın gazetecilere çok şey borçludur. Dünya Kadınlar Günü’müz kutlu olsun.

berna@qualityofmagazine.com