Meat&Co farkıyla

02 Ekim 2017
Reha Arar

Meat&Co farkıyla

İstanbul’da köy vasfını ve samimiyetini hâlâ korumaya çalışan nadir semtlerden birisi Yeniköy’dür. Neredeyse herkes birbirini tanır. Hep aynı yerlerde buluşur, yer içer, yerel halkı bu açıdan tutucudur diyebilirim. Son yıllarda yeme içme sektöründe kendini kanıtlamış üst segmentte yer alan birkaç firma burada şube açtı ve başarılı da oldu. Bugün sizlere bahsetmek istediğim restoran da bunlardan biri olan Meat&Co House. Burası gerçek bir et lokantası, zaten sahibi ilk önce hayatını tekstil sektörüne adamış bir ekonomist, ardından Nusret’i ortaya çıkarması ve tanıtmasıyla tanınan bir müteşebbis. Onunla ilgili bana enteresan gelen nokta evde otururken bile yapılan yemeklerin misafire sunulmadan önce Mithat Erdem’e gösterilmesi ve onayı alındıktan sonra masaya götürülmesi oldu. 

Yıllarca Nusr-et’de, daha sonra Etiler’deki BosnjakMutfak’da ve en son da Meat&Co’nun işletme müdürlüğünü yapan Nihat Güzeldere mekânı tam bir orkestra şefi edasıyla yönetiyor. A’dan Z’ye her masayla tek tek kendi ilgileniyor ve mekânın dekorasyonu ve konseptiyle uyumlu forması, derili önlüğü ile hemen göze çarpıyor. 

O akşamki yemekte genel yayın yönetmenim ve kadim dostum Salih Keçeci de vardı. Uzun zamandır beraber olamamıştık. Mithat Erdem Bey ile birlikte yarattığı markayı ve bundan sonra yapacağı projeleri görüşürken tabağıma nefis kesilmiş hani derler ya kalem gibi bir pirzola geldi fakat heyhat patron pişirilme şeklini beğenmemiş, daha ağzımı açmadan et kayboldu. Başlangıçlarda gelen tulum peynirli salata ve bekletilmiş bonfileden yapılmış olan dana carpaccio hakikaten bizim ağız tadımıza uyarlanmış ve son derece lezzetliydi. Arkadan gelen ev yapımı mini dana sosis uzun zaman sonra beğenerek yediğim ilk sosis oldu. Birer minik tadım kaşığı boyutunda gelen dana spagetti ve lokum diye tabir edilen bonfile parçaları Nusr-et usulü pişirilmişti diyelim fakat evin köftesi için gecenin spesiyaliydi diyebilirim. Buradaki en önemli husus tabii ki et ve onu da değişik bir şekilde çözmüşler. Yılların et hazırlayıcı ve pişiricisi Çetin Güneri şef bizzat gidip yetiştiricilerle bir araya gelip, yediği otu bile seçerek hayvanları kestirip alıyor ve hayvanların farklı yerlerini menüye göre kullanıyor.

Yemeğin sonunda ikram edilen tatlı son yıllardaki modanın bir parçası olan Gaziantep’den gelen İmam Çağdaş’ın dondurmayla servis edilen baklavası ancak bence Çetin Usta en kısa zamanda patates cipsleriyle yaptığı hoş yeniliği tatlıda da yapmalı ve kendi spesiyalitesini yaratmalı. 

Taze balığın azalması ve çiftlik balıklarına mecbur kalınması toplumu ete daha çok yönlendirmeye başladı. Bu sayede de birçok steakhouse açıldı veya yenilendi. Hatta bazı ünlü balıkçılar menülerine et koymaya başladı. Böylece de üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede et tüketimi de ciddi olarak artmış oldu. Böyle başarılı ve işini ciddiyetle yapan markaların ve restoranların çoğalması tek temennimiz. ..