Bodrum’da yeni bir LUX

05 Eylül 2017
Reha Arar

Bodrum’da yeni bir LUX

İstanbul Boğazı’nın en güzel noktası olan tarihi Rumelihisarı sahilinde bir yalının rıhtımında geçtiğimiz ramazan bir iftara davet edildim. Sanayici, hastane işletmecisi, geliştirme projeleri yöneticisi ve son yıllarda da lüks otel yatırımcılığı ile tanıdığımız ve tabii bir de üniversitede hoca olması itibarıyla da ayrı bir misyonu olan Prof. Dr. Murat Akdoğan’ın misafiriydim. Yemek boyunca kendisi ve projede büyük emeği olan oğlu Muratcan ile son yatırımları olan Bodrum’daki otelleri Lux Resort’u konuştuk. O akşam sözleştik ve geçen hafta bu olağanüstü güzel tesiste buluştuk. 

Kapıdan girerken beni güzel bir kız ev sahibi gülümsemesiyle elinde soğuk havlularla karşıladı. Lobiye geldiğinizde ise başka bir dünya harikası ile karşılaşıyorsunuz. Masmavi bir deniz, inşaat yapılmamış ve korunmuş adacıklar, mini bir marina, bembeyaz kumla kaplı plaj ve makul boyutlarda bir iskele… Tesiste ilk gözüme çarpan şey sahil şeridini tamamen koruyarak gerekli yükseklikte tabiata uygun bir inşaat yapılmış olmasıydı. 

Otelin ve etrafındaki ek binaların en önemli özelliği her noktasından denizi görebiliyor olmanız. Odanızdan yemek yediğiniz restorana, spor salonundan spa’ya kadar hâsılı alandan Rouge Beach’i görmek mümkün. Plaj tesislerinin devamında yapılmış olan tuvaletleri, antrelerdeki dekorasyonu ve onu tamamlayan disko müziğini ve ışıklandırmasını mutlaka görmelisiniz. Sohbetimizin ilk bölümünde gelen limonata çok nefisti. Ardından gelen kahve eşliğinde de Lux Bodrum Resort ve otel zinciri ile ilgili sohbetimiz daha da derinleşti. Kahve deyince bir bilgi daha paylaşmak isterim. Çok yakında bu kahveyi yeni kurulacak bir zincir çerçevesinde İstanbul’da da içme imkânımız olacak. 

Golf arabasıyla dolaşırken otelin her tip odasını görme fırsatım oldu. Delux odadan dört yatak odalı çift salonlu daireye kadar her boy ve her tip ailenin ihtiyacına göre süit odalar yapılmış. Bu otelde gördüğüm en önemli husus adından da anlaşılacağı üzere her şey lüks kavramı ile çevrelenmiş. En kaliteli malzeme, en iyi işçilik ve en yüksek seviyede hizmet anlayışı hâkim. Yolumuza tabiri caizse tam anlamıyla bir malikâneye uğrayarak devam ettik. Buraya isterseniz direkt denizden, isterseniz özel yoluyla karadan ya da helikopterle havadan ulaşabiliyorsunuz. İçerisinde yatak odaları, salonlar, yemek verandası, kuaför ve masaj odaları yani iki kelime ile tanımlamak gerekirse yok yok. 

Bu otelde esasında iki farklı konseptin çarpışması var. İstersen gün boyu nefis bir müzikle Rouge Beach’de eğlen, istersen de kumsalın diğer tarafında kafanı dinle, kitabını oku, amaç o muhteşem doğayı doya doya yaşamak. Aslında tesisin bir diğer farklılığı geçtiğimiz yıl İtalya’da düzenlenen A Design Awards yarışmasında Pırıl Kuğu İşcan’ın çizdiği projenin bina dizaynı ve yapı kategorisinde ikincilik almış olması. 

Şimdi devam edelim gün ve gece boyunca süren yiyecek içecek serüvenine; sabah kahvaltıları Stella salonunda ve açık büfe olarak servis ediliyor. Burada deneyimli şef Barış Burcu her şeyi son derece taze hazırlıyor. Enteresan olan şu ki Lux Bodrum Resort birçok uluslararası tadı Türk damak zevkine göre uyarlamış. Mesela waffle tahinli ve pekmezli ve şam fıstıklı olmuş ve bir efsane olarak dolaşıyor. Yiyecek içecek konusunu şimdilik burada bırakıyorum zira ilerleyen günlerde bir başka yazımda Stella restoran ve Rough Beach’in yemeklerinden ayrıca bahsetmek istiyorum.