Türklerde aşırı doz 'Selfie'

25 Temmuz 2017
İLYAS HAYRİ

Türklerde aşırı doz 'Selfie'

Selfie yani Türkçe sözlüklere 'Özçekim' olarak giren çılgınlık maalesef durmak bilmiyor.

Yıllar öncesinden insanların tüm portreyi o anda yaşatabilmek için kullandığı zaman ayarlı tripodlu fotoğraf çekiminin, teknolojinin çılgın gelişimiyle yerini telefonların ön kameralarına bıraktığı bu günlerde, o masumane duygular yerini bambaşka amaçlara bırakmaya başladı.

Geçtiğimiz yıllarda düzenlenen Oscar töreninde Ellen Degeneres ve ödül alanların birlikte çektiği o kare ile başlayan salgın günümüzde ölümlere yol açan çaresiz bir hastalığa dönmüş durumda. Aslında sadece selfie değil akıllı (insanları akılsız yapan) telefonların arka kameraları da ayrı bir hastalık konusu. 

Şunu algılayabiliyor ve anlayabiliyorum. Arkadaşınla, eşinle, sevdiklerinle bir yerlerdesin etrafa bakıyorsun bir kare fotoğraf için ricada bulunacak insan yok ve iş başa düştü diyerek senin de olmak istediğin karede yer alabilmen için alıyorsun telefonu eline ve yapıyorsun o özçekimi. Bunda hiçbir sıkıntı yok. Ama çevrede ricada bulunacak birileri varsa bu görev o yoldan geçenlerin oluyordu eskiden. 

Biz Türkler maalesef her şeyi suyunu çıkarana kadar tüketmeyi seviyoruz. Teknolojik ya da giyim konusunda gelen bir yenilik, ya da Batı'dan doğan bir müzik akımı bize uğradığında ne olduğunu şaşırıyor. Çünkü ümüğünü sıkana kadar, cılkını çıkarana kadar, tam bir görmemiş gibi davranmayı seviyoruz. Şu ayakkabı moda olmuş hooop herkesin ayağında, Twitter çıkmış hoooop herkes twit yağdırıyor, instagram çıkmış herkes de bir fotoğrafçı ruhu, snapchat çıkmış, facebook çıkmış ...... vb. İnanın milyonlarca dolarlar kazanan bu yabancı menşeili yazılımların sahipleri Türklere müteşekkirdir. Batıda modası geçse bile biz öldürene kadar kullanıyoruz çünkü :) 

Kamerada da en üst seviyelere oynuyoruz bence. Yolda düzgün yürüyen insan sayısı çok nadir. Normal seyrinde yürüyorsun önündeki bayan bir anda frene basıyor ve belinden Teksas kovboyları gibi hızlı bir hareketle silahını (telefonunu) çıkarıp başlıyor şebeke bulmaya çalışır gibi her açıdan şak şak fotoğraf çekmeye. Sen arkadan gelen araç olarak şaşkınsın frene mi bassam, sollasam mı diye düşünürken selfie denemeleri bitip trafik tekrardan akmaya başlar. Kalabalık bir yerde durup selfie çekenleri not alıp izleyin şaşırırsınız. Ve bu durum her ortamda artık yemekte, sinemada, tiyatroda, denizde, havada, karada her yerde bir selfie'ci topluluğu. En son noktada cenazeler oldu benim için. Rahmetli Harun Kolçak'ın cenaze töreninde yaşananlar en taze örneği. Yahu ölüye karşı son bir görev için ordasın o da nedir vedalaşmak, dua etmek, iyi dileklerini sunmak falan. Yok arkadaş adamlar oraya ölü selfie si çekmeye gitmiş. Rahmetli ile son anı niyetine almışlar telefonları ellerine tabutla fotoğraf çektiriyorlar. Çok yakında mezarlıklara da sızacak bu selfie hastalığına yakalananlar. Trafik kazası oluyor yerde yaralılar var ve aradan koşarak gelen bir genç herkesin bakışlar ona dönüyor beklenti açılın ben doktorum ama yaşanan açılın bir selfie. Şakkk çıkarıyor kendisine ilk yardım cihazı telefonunu ve çat çat çat üç kare ve yoluna devam ya da olayı yeni algılamış gibi 'ne oldu yahu burada'.

Arkadaşlar tamam teknoloji güzel bir şey ama dozunda. Matrix'in yıllar önce köpeği olduk teknolojinin temasına biz yıllar var diyorduk ama Türkiye olarak o aralığı hızlandırıp yakaladık sanki. 

Aşırı dozdan gideceğiz haberimiz yok.
ilyashayri@gmail.com