Senaristlerin suçu ne?

31 Mart 2017
İLYAS HAYRİ

Senaristlerin suçu ne?

Vintage Point - Bakış Açısı diye bir Hollywood yapımı vardır. İzleyenler bilir hikaye tipik de olsa işlenişi çok farklıdır. Özetle yaşanan bir olayın farklı bakış açılarıyla nasıl göründüğünü anlatır film. Ben de yarattığı hissiyat ise olaya sadece kendi gözümle gördüğümle değil diğer gözlerle, farklı açılarla da bakmam gerektiği olmuştur.

Yani bizlerin her geçen gün yitirmeye, pilini bitirmeye başladığımız değerlerimizden birisi. Bunun adı ya da nasıl adlandırıldığını bilmiyorum ama bence çağa ayak uydurmaya çalışılırken yitirilen dejenere olan toplumlardan birisi olduk biz de. 

Mesela bu günlere gelmemizi, bir Osmanlı, bir Türkiye olmamızı sağlayan örfümüz, adetlerimiz (bozulmamış halleri tabi), sevgi denen o yüce duygumuz değil mi? Vatana, insanına, milletine, eşine, çocuğuna, büyüğüne duyduğu sevgiyle kurulmadı mı bu memleketin taşları? Saygı; saygı değil miydi bizi barbarladan ayıran, sevgiyi körükleyen? Savaşları, göğüs göğüse çarpışmaları bile saygı çerçevesinde değil miydi tarihimizin? Bu iki temel taş bozulmaya başlayınca doğal olarak hoşgörü, karşındakini düşünme, paylaşmak, mutluluk, sükunet, huzur gibi duygular da çürümeye başladı. 

İnsanlar birbirlerini bir kaşık suda boğmaya, atarlanmaya, küfür etmeye, aynı toprakta yeşerdiği vatandaşını bir düşmana benzetmeye, ATA'mızın dediği gibi "gaflet ve delalet içinde hatta hıyanet içinde" yaşamaya başladılar anlamsızca. Sanki bir veba sardı ruhları. Ve gün geçtikçe daha da yayıldı vücutlara. Bakış açılarının iç açıları sadece bencilliği gösterir oldu. 

En basitinden Vatanım Sensin dizisinin senaristleri geçtiğimiz gün dizi sürelerinin uzunluğu için imza kampanyasına dahil olurlarken, ekran başında yaya yaya 3 saatimizi verdiğimiz biz seyirciler de 'yok bu nasıl senaryo? Dizi artık benim için bitmiştir. Yuh size' gibi yorumlarla hemen mezar kazımaya başlıyorlar. Hadi bakalım Vintage Point: 
*Kanal prime time'ı tek bir yapımla kapatıp bol reklam ve reyting istiyor. 
*Yapımcı kanal istiyor diye yönetmen ve senaristlere piyasa çok karışık kanal ne istiyorsa fazlasıyla verelim bu kadar masrafın altından başka türlü çıkamayız diyor. Çıkamam diyene kapıyı gösteriyor. 
*Senarist ben sinema tadında senaryo yazıyorum her hafta ama nereye kadar yazabilirim, o kadar senaryoyla Hollywood'un bir yıllık sinema projesi çıkar diyor. 
*Oyuncular sahnelerin, sürelerin uzunluğundan dem vuruyor. 
*Set ekibi ise tam kölelik sisteminde. 

Suçlu kim peki? 

Hemen mezarı açıp gömmeye başlıyoruz ya? Kimi koymalıyız sizce oraya? Ya da kimden başlamalıyız toprak atmaya?

Bence suçlu tahammülsüzleşen, hayatımızdaki "açı" terimini geometri dersiyle birlikte rafa kaldıran, bencilliğe demir atmış bizleriz.

ilyashayri@gmail.com