Akmerkez Serafina

03 Ekim 2016
Reha Arar

Akmerkez Serafina

Etiler’in hız kazandığı, mülk ve kira fiyatlarının arttığı, gece kulüplerinin, şık restoranların bu tarafa doğru yönlendiği 90’ların başında hepimiz yüksek perdeler arkasında yeşeren bu popüler alışveriş merkezini merakla bekliyorduk. Sonunda 1993 yılında kapılarını açtı ve konuşulmaya ciddi anlamda başlandı. Adeta bir randevu verme noktası gibi mütalaa ediliyordu, Akmerkez’den alışveriş, ayrıcalıktı.

Sonradan bir duraklama sürecine girdi, son yıllarda maalesef sigara yasağı ile beraber popülaritesini kaybetti. Fakat bir müdahale ile küçük dokunuşlar, bahçeli veya teraslı lokantalar, yeniden gireni çıkanı arttırdı, işte bu noktalardan birisi de Serafina oldu. Aslında bu geleneksel İtalyan restoranı bir İtalyan zincirin İstanbul’da açtığı gecikmiş bir restoran. New York’ta, Dubai’de, Los Angeles’ta, Sydney’de şubeleri bulunan; pizzası ve makarnaları ile ünlü zincir, iş adamı Metin Şen ve arkadaşlarının organizasyonu sonucunda güzel İstanbul’umuza arzı endam etti. Akdeniz yemeklerine olan düşkünlüğümüz şef Dilaver Göktaş’ın uzun süre New York’ta aldığı deneyim, misafir memnuniyetinin odağını oluşturan, Reina’dan, Laila’dan tanıdığımız, uzun yıllar Borsa’nın popüler lokantası Masa’da yöneticilik yapmış olan işletme müdürü Danış Ulaç’ın çalışmaları ile taçlandı.

Menüye gelince İtalya’nın her yöresinden birkaç lezzet buketi oluşturuyor. Tıpkı çiçekler gibi salatalarda İtalyan usulü klasik Sezar Salatası, değişik bir tat belki sosu üzerinde biraz daha çalışılması gereken ılık keçi peyniri, fırınlanmış pancar, körpe ıspanak filizleri fıstık ve vişne sirkesi ile yapılan İtalyan mutfağına özgü salata, avokado, kırmızı karides, kiraz domates ve şampanya hardal sos ile yapılan Avocado San Petro Salatası.

Başlangıçlarda tercihim her gün taze yapılan bir klasik Minestone, çizmeden bir lezzet. Bruschetta, Sicilya’dan ev yapımı baharatlı domates dip sos ile sunulan kalamar halkaları. Muhteşem bir Buffalo mozerella, domates ve fesleğen ile sunulan. Kuzey yöresinden ise Buratta sütü taze taze akan, kiraz domates ile masaya gelen. Makarnalarda deniz mahsullü Linguini. Porçini mantarla doldurulmuş ravioli başarılı. Fakat karides, limon kabuğu ve kuşkonmazlı risotto mutlaka tadılmalı. Bunların yanında daha makarna menüsü bitmiyor, devam ediyor.  Zaten Serafina makarna ve pizza iddialısı.

Ana yemeklerde ise bir klasik var ki özellikle balık yasağı aylarında restoranları kurtarıyor. Izgara somon mercimek ve bernez sos ile, tavuk sevenler için limon ve zeytinle pişmiş piliç but.  Nane püresi, mevsim sebzeleri ve tereyağı sos ile Avrupai bir tat Filemiyon ızgara mevsim sebzeleri ve kızarmış patates ile denizlerden ızgara karides limon sos ile Akdeniz yeşillikleri.

Pizzalar göz önünde pişiyor zaten. Pizza fırınının bir camı alışveriş merkezine bakıyor, geçerken iştahı açılanlar arka kapıdan girip yerlerine oturup pizzalarını söylüyorlar. En çok tercih edilenler arasında Marghetta, Napolilena, Di Vittorio geliyor. Benim favorim taze Buratta, domates sos ve taze fesleğen ince hamurda yapılan pizza. Bir de Serafina’ya ait orijinal pizzalar var bu listede. On beşe yakın spesiyal pizza, bunlar içerisinde her misafirin damak tadına uygun bir tercih mutlaka bulunuyor. Serafina için menüye bakarak önce bir pizzaria diyebiliriz fakat yemeklerin yelpazesi bu sıfattan fazlasını hak ediyor. 

Tatlılarda ev yapımı sorbet ve dondurma başı çekiyor. Limon sorbet İstanbul en iyileri arasına girer. Ev yapımı tiramisu denenmeli. Creme Brule, portakal aroması ile çok hoş olmuş, yine beğendiğimbir tat. Beyaz çikolata ve mangolu mus ile yapılan orman meyveleriyle süslenen limon sorbe ile sunulan bir tatlı tabağı. 
Hasılı bir defada Serafina hakında karar vermek çok zor. Fakat yönetimi, servisi, sipariş geliş süresi yönünden başarılı. Birkaç ziyaret sonucu anlaşılabiliryor. 

Akmerkez son açılan kaliteli restoranlar, restorasyon ve değişikliklerle yine adından ön sıralarda bahis olunacak. O artık bir İstanbul klasiği.