Yenilenmiş bir klasik: 1924 (Rejans)

01 Mayıs 2016
Reha Arar

Yenilenmiş bir klasik: 1924 (Rejans)

Bizim gençliğimizin Beyoğlu’ndaki en önemli mekânlarından hafızamda kalan sadece birkaç isim. Fakat bugün ne acıdır ki artık gerçek anlamda bunların Rejans haricinde hiçbirisi yok. Buranın 1924 adıyla yeniden İstiklal Caddesi’ne arzı endam etmesi benim için hakikaten büyük bir mutluluk oldu. Açılışına gidemedim fakat en kısa zamanda gidip, ziyaret ettim. Rejans’ı işleten 360 şirketinin Ceo’su Enis Özsomer’den renovasyon ile ilgili önemli bilgiler aldım, aslında mutfağın, yiyecek içeceğin, Mike Norman gibi büyük bir üstada teslim edilmesinin sonucunda eskiye benzeyen hafızama yer etmiş bir menü ortaya çıkmış. 

Bütün bunların ötesinde daha kapıdan girer girmez, sağ tarafta her şeyimiz büyük Atamız’a atfen ayrılan yemek masası, örtüsü, üzerindeki çok anlamlı bulduğum “Sonsuza kadar rezerve” yazısı, özel rakı kadehi, kristal kâse içerisindeki beyaz leblebisi gözlerimi doldurmadı desem yalan olur. Aslında uzun yıllardır eskiyen, bozulan, çürüyen ve bakımsız kalan Rejans değerinden çok kaybetmiş. Şimdilerde ise renovasyon yapılsa da maalesef tam hedeflenen orijinali gibi olmamış, başta aplikler olmak üzere. 

Yerimize geçtik. 360’ın CEO’su Enis Özsomer’i beklerken dostum, ağabeyim, Prof. Fuat Çelebioğlu ile sohbete koyulduk, bu arada masaya efsanevi ev yapımı sarı votka ve ev yapımı ekmek, sade ve somonlu tereyağı geldi. Hemen arkasından tatlı tuzlu bir tadı olan (Rus) havuç, lahana, salatalık turşuları, biz onları tadarken de bu tarihi başlangıçları kendisiyle bir dönem birlikte çalışmak onurunu bulduğum yiyecek içecek duayeni Enis Bey geldi. Mekânı nasıl bulduklarını ve nasıl eski haline getirmek için çalıştıklarını; Rusya’ya, Avrupa’ya yaptıkları geziler ile malzeme bulma, eski resimlerinden obje yaptırma serüvenini anlattı.

Başlangıçların ikinci bölümünde Ispanak “Pkhali”, Gürcü usulü Çerkez tavuğu, ördek konfi jölesi, kuru kayısı ezmesi ve biberli sıcak bilini ile gelen ördek ciğeri pate geldi. Ben 1964’de ilk defa yediğim Piroshky’i bekliyordum; hayal ettiğim o tadı tabağımda buldum, üzülerek söyleyeyim aynısı değildi. Ana yemekteki Dana Strogonoff evin klasiği olarak tam kıvamında hazırlanan bir tabaktı. Aslında iki imzadan birisiydi, aklım ikinci imza olan tavuk Kievsky’de kaldı, tekrar gidişimde onu deneyeceğim. Tercih edenler için dil balığı tava, somon ızgara, kemiksiz kuzu kaburga mevcut, gene eskilerden unutamadığım bir lezzet portakallı tarçınlı elmalı ördek de menüye tabii ki girmiş. Bu arada bir Rejans Klasiği var ki başlı başına doyurucu bir tat. O da Rus Kültürünün vazgeçilmezi Borç Çorbası; sade ve sebzeli olarak sunuluyor. Tatlılar değişik, alıştığımız tipten değil, bu konuda şef Erdem Kahraman gayet tutucu davranmış; sadece Rusya ve Doğu Avrupa spesiyalleri menüye girmiş. Fırın mereng ve çikolata spesiyelinden oluşan Kiev beze milföy, çikolata “Faberje”, bir klasik krep suzet. Çikolata havyarı ile yapılan kestane profiterol, olmazsa olmaz limonlu votka ile sunulan limon sorbe. 

Hakikaten ben bir İstanbullu olarak bunu yeniden yaşatanlara teşekkürün ötesinde şükranlarımı sunuyorum ve bugün sıradan bir lokanta olan Markiz’in, kaybolup giden Degistasyon’un, Maxim’in, Abdullah Efendi Lokantası’nın, Four Saison’un aramıza dönmesini bekliyorum. Beyoğlu’nda sık sık yürüyüp özlem gideriyorum. Maalesef ne o lokantalar, o publar, ne o şık mağazalar veya bugüne uyarlanmış şekilleri, ne de oralara gidecek misafir kitlesini göremiyorum. Bir zamanlar galiba kalitesi yükselecek, düzelecek, eski anlı – şanlı günlerine dönecek diye hayal ettiğim Pera, yine eskiye dönüyor. Bir farkla: Asayişi çok bozulmadan.

İstanbul metropolü eğer tarihteki ve dünyadaki gerçek yerini almak istiyorsa özüne sahip çıkmak zorunda. Bugün dünyaya mal olmuş güzel şehrimizin çok az caddesi bulvarı var, şüphesiz ki bunlardan en önemlisi İstiklal Caddesi ve Pera Mahallesi. Şöyle bir gözlerimizi kapayıp düşünsek, bu bölgeye ve bu bölgenin tarihi mekanlarına hanlarına mağazalarına ne kadar gerçek şekliyle devam ettirebiliyoruz diye.

Sorumun cevabını takdirlerinize bırakıyorum.